operasyon. ameliyat. adını ne koyarsan koy. kimi için iş kimi için eğlence kimi için vahşet. nihayetinde aslında anestezi, neşter, kan, doktorlar, hasta, ameliyathane ve Allah arasında yapılan bir tiyatro. hayır hayır gerçek. tiyatro değil. ama neden tiyatro olmasın ki? tiyatrocular sahnede işlerini yapar ve sonra kendi hayatlarını yaşarlar. tıpkı doktorlar, avukatlar, mühendisler, öğretmenler ve diğer bütün mesleklerin mensupları gibi. her neyse.. konumuz tiyatro değil, unutmamalıyım. ameliyat..
ameliyat her zaman hastayı germiştir.. sezaryen de bir ameliyattır, hamile kadınlar o ameliyathaneye hasta oldukları için değil hamile oldukları ve bebeklerini kucaklarına almak için giderler. yine de bir korku.. insan dediğin korkar. ben de korktum o ameliyathaneye giderken. ne ameliyat anılarım vardır benim. hem korkunç hem komik.. ama anlatmama gerek yok ki.
ameliyathaneler korkunç yerler değil aslında. hayat veren yerler. evet biliyorum masada kalanlar oluyor. insanların ölüm yeri oluyor ameliyathaneler. ama en azından narkoz altındasın. acı yok. bi insan böyle de acısız öleceksin korkma diyerek teselli etmeye çalışıyormuş gibi oluyor ama.. yok. amacım o değil. amacım ne biliyor musun? şanslı olduğunu göstermek sana..
ameliyat oluyorum hastalık yüzünden, hastalık şans mı diye soracak olursan.. hayır. şans olan hastalık değil. ameliyat olabilmek. iyileşme umudunun olması. ms hastası napsın? hemofili? aids? öyle hastalıklar var ki bir ameliyat değil bin ameliyat da geçirsen seni öldürmeden bırakmayacak olan.. sen kendi durumunun kıymetini bil derim ben sana. bitecek. geçecek hepsi.. bittikten sonra bu kadar mıydı diyeceksin kendi kendine.. 1-2 haftaya ayaklanacak, 1-2 aya tüm bunları unutmuş olacaksın. sonra? istediğin yerlere gelmek için önünde hiçbir engel kalmayacak. ekler alıp yiyeceksin pasta kraliçesiyle ankarada. tamam mı??
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder