17 Nisan 2013 Çarşamba

istemediğiniz biriyle neler yaşayabilirsiniz?

istemediğiniz biriyle neler yaşayabilirsiniz gerçekten? bazılarımız öyle el bebek gül bebek büyütülür ki, hiçbir şey yaşamam diye kesin bir cevap verebilir. peki verdiği cevaptan emin olabilir mi? olamaz.
insan istemediği halde birçok şey yapar. örneklersek; istemediğiniz biri sizin müdürünüz, patronunuz olabilir. bu kişi size mobbing uygular, angaryaları yükler, istemediğiniz biriyle yaşamış olduğunuz bir anınız olmuş olur.
ya da yeşilçamda biraz abartılarak anlatılmış olan "bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla" tecrübesini size yaşatılmıştır. bu gerçekleştiyse gerçekten de kötü. sonra yaklaşık olarak tamamen iyileşene kadar (ki bu kişiden kişiye değişir, birçok bayan asla atlatamıyor) yaşadığınız ilişkilerin hiçbirini istemezsiniz. sizi kıskanması bile batar size. yaşadıklarınızı pek çok kimse anlamaz. özellikle de "vay size vay vay vay" diye mini etekli kızlarımıza laf atan insanların bol olduğunu düşünürsek, kadının seks objesi değil de insan olduğunu bütün insanlar idrak edene kadar sizi anlayan kişiler çok azınlıkta kalacak, bunların da %95i psikolog ya da psikiatr olacaktır. şanslıysanız eğer, yeni kız-erkek arkadaşınız sizi anlar (bayanların sadece heteroseksüel olduğunu düşünen bir zihniyete de sahibiz tabii, bu dünya üzerinde eşcinsel bayanlar olduğunu size hatırlatan biri olduğunda ona kızmaktan vazgeçin. ayrıca küçük yaşta tecavüze-tacize uğrayan erkek çocuklarını da unutmayın!). size yardımcı olur yeni sevgiliniz. o kadar ki, oturur kitaplar alır, okur. size karşı nasıl davranması gerektiğini öğrenir. istemeseniz de bazı şeyler yaptırır size, bilir sizi bir parça da olsa iyileştireceğini. o ister diye yaparsınız, gönülsüz de olsanız yine de onun gönlünü yapıyor olduğunuz için bu size güç de verir mutluluk da. sonra bi bakarsınız yaşadıklarınızın birçoğu aklınıza gelmiyor artık. size "hayat dolu" diyen insanlar yaşadıklarınızdan sonra değiştiğinizi fark ettiklerinde "noldu da böyle oldu anlamıyorum" diye kendi aralarında fısıldaşmışlardır bile çoktan. onlardan kopmuşsunuzdur. sevgiliniz sizi hayata döndürdükten sonra tekrar dönersiniz arkadaşlarınızın arasına. yine dedikodular, alışverişe çıkmalar, fal bakmalar başlar. eğlenebiliyorsunuzdur yine. eskisi kadar içmiyorsunuzdur, hatta hiç içmiyorsunuzdur belki. uyumak için sevgilinizin size "iyi geceler" demesi yetiyordur, birkaç litre alkol anlamsız geliyordur artık. her gün onun yanında olmadan rahat edemiyorsunuzdur. size şaşırıyordur herkes.
eğer böyle bi olay yaşadıysanız umudunuzu kaybetmeyin. kendinizi öldürmeyi hele hele hiç düşünmeyin. kabus gördünüz, bi süre daha görebilirsiniz aynı kabusu ama geçecek. korkmayın.
durun bi bakayım,istemediğiniz kişiyle neler yaşayabilirsiniz diyorduk.. bir de evlilik var. ülkemiz gerçekleri tabii. kim bilir kimler istemeyerek evlendi? kaç yaşındaki kız çocukları? kaç yaşındaki kadınlar? sizce ekonomik özgürlüğünü kazanmış. "bağımsız" adı verilen bir kadın gerçekten özgür müdür? yoksa "evlen artık, torun istiyorum, ölmeden mürüvvetini görmek istiyorum" baskıları yaşıyor mudur hala? yaşamayan yoktur demiyorum ama yaşayan yaşamayandan çoktur diyorum ben. gözünüzün önündeki gerçekleri soruyorum size, göremiyorsunuz. çok dalga geçilen "esra erolla izdivaç" tarzındaki programları izleyenler bile biliyor bunu. "evlilik"ten kastım her zaman resmi evlilik de değil. birçok kadın aile baskısı yüzünden sadece "imam nikahı" adı verilen bir tören yapıyor. ülkemiz kanunlarına göre resmen evli sayılmadıkları için de çok büyük mağduriyetleri oluyor. sonra? aşık oluyor bazıları. ya öldürülüyor ya kaçıyorlar.  bazılarının başka çaresi olmuyor, eşini sevmese de ömrü hayatı boyunca ondan başkasını görmemiş oluyor. bazısı da "nikahta keramet vardır"sözünün hala geçerli olduğunu kanıtlıyor bize. eşini seviyor. belki size bu fikrim çok uçuk gelecek ama, eğer sevmediğiniz biriyle evlendirilmek isteniyorsanız, düğünden kaçın. inanın sizi o gelinlikle gören insanlar size yardımcı olacaklardır.

sevdiğiniz biriyle evlenin canlarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder