20 Şubat 2012 Pazartesi

olasılıksızlık

bazı şeyler için olasılıklar söz konusudur ama aslında hayat basittir. ya olur ya olmaz. %50 olasılık. gerçi matematikte 3/8 olasılıklar falan buluyoruz ama.. siktir edelim onları biraz. çünkü hayat hiçbir zaman matematik kadar basit olmadı. matematikte verilenler ve istenenler oluyor. hayatta ise genelde alınanlar ve istenenler olmakta. sonra da herkes hindi gibi düşünüp durmakta "hassiktiiir napcam ben şimdi" diye.
bazı şeylerden kastedilen daha çok ilişkiler oluyor aslında. alışveriş yaparken bir malı alırsın ya da almazsın. %50. ama insanlar? öyle olmuyor. olamıyor. bir kazak alırken "rengini beğendim ama modelini beğenmedim ayy çok kararsızım" kararsızlığının yaşanma süresi en fazla 5 dk oluyor. çünkü seçenek çok. gözüne başka bir şey çarpıveriyor hanım ablamızın, alıyor onu. insanlarda ise söz konusu durum daha farklı. bir insan hiçbir zaman tepeden tırnağa tamamen kötülükle dolu ya da melekleri utandıracak kadar iyi olmamıştır. olamayacak da zaten. yapısı buna müsait değil.. en kötü insan bile sevdiğine zarar vermemek için uğraşıyor. en iyi insan bile onu çok kızdıran ya da kıran bir kişinin başına gelen zor bir durumdan sonra "iyi olmuş, ne demişler eden bulur, ne ekersen onu biçersin" şeklinde konuşuyor ya da düşünüyor.
demek ki neymiş? kimse %100 kötü ya da %100 iyi değilmiş. peki insanlarda iyi-kötü dağılım oranı ne? bilemezsiniz. o zaman ying-yang diyorum. işte bu yüzden bu olasılık konusu çok can sıkıcı hale geliyor. size zarar vermiş bir insanı hayatınızdan çıkarmakta tereddüt etmenizin genel sebepleri, size daha önce çok iyilikte bulunmuş olması, ona çok değer vermeniz vb. olabilir.

A: B, kusura bakma sen bana zarar verdin ben artık seninle irtibat kurmak istemiyorum.
B: Ama ben sana daha önce şu iyiliği yaptım, neler neler yaptım senin için, ilk hatamda üstümü mü çiziyorsun şimdi, bunu hak etmedim ben vsvs.

insanlar bu diyalogu yaşamak istemezler. oysa yaşayın. o insanı sürekli hayatınızda tutup can sıkıntısı yaşayacağınıza, çıkarıverin gitsin. "ama naparım onsuz, o benim her şeyim" diyenleri biraz mantıklı bakmaya davet ediyorum. hadi inceleyelim..

yaşınızın 20 olduğunu ve bu kişiyi 5 senedir tanıdığınızı varsayarsak... (ki hiç önemi yok yaşın ve tanışma sürenizin) 15 senenizi hayatınızda bu kişi olmadan geçirdiniz. ortalama insan ömrünü 70 deyip yine de 40ta kalpten gidebileceğinizi hesaba katarsak da daha en az 20 seneniz var demektir. yani onu unutmak için 20 sene. az mı? değil.

düşülen hatalardan biri de o kişinin her şeyiniz olduğu yanılgısıdır üstelik. değil amına koyim değil lan. her şeyin değil olamaz. bi kere o kişi de fani. sen sırf her şeyin olarak adlandırıyorsun diye ölmeyecek sonsuza kadar yaşayacak mı sandın? ölecek. o öldükten sonra her şeyini kaybetmiş olmayacaksın. tabii aklını kaybetmediğin sürece.

bu yazıyı bu kadar uzattım da ana fikri esasında çok kısaydı. kimse sizden değerli değildir. kimse için kendinizi üzmeyin. ya da bu ana fikri amaçlamıştım ama saçmalamış da olabilirim, olsun ben de burda saçmalıyorum. beni de böyle kabul edin, evet.

1 yorum:

  1. son kısım fazla olmuş sanki.doğru geliyo yazdıkların en azından %50si

    YanıtlaSil