3 Nisan 2014 Perşembe

rakım geldiyse demek ki...

bir yudum daha yakıyor boğazımı. sek içiyorum bu sefer rakımı. günlerden herhangi bir gün değil, rakı içiyorum bugün. sen de biliyorsun, ben rakımı sek içiyorsam o gün önemlidir benim için.

sana hayatımı anlatıyorum, dinliyorsun. geçecek diyorsun hepsi, sen de en az benim kadar iyi biliyorsun ki geçmeyecek. ben o izleri sadece ruhumda taşımıyorum ki, vücudumda da bir o kadar iz var. hepsini gösterdim sana, bakamadın. öpeyim geçsin dediğin yaralar hangileri? ruhumdakiler mi vücudumdakiler mi?

bana benden başkası zarar veremezdi değil mi? neden susuyorsun? ağzından 1 tek kelime çıksa bari. ben anlatmaktan yoruldum, onlar gitmekten yorulmadılar. hadi, sen de bir yudum al rakından. bir yudum daha. şimdi bir parça peynir, biraz haydari, bir yudum da su. haydarisiz rakı içmem.

bak, bu gece bitecek. bu rakı bitecek. bu meze bitecek. sen yine gideceksin.

kahve içmeye geleceğim belki yanına, kahve bitecek. sen yine gideceksin.

sonra bir gün geleceksin, ben gitmiş olacağım. senin gitmene gerek kalmayacak. o gün üzülür müsün benim için gittim diye? nerede olduğumu merak eder misin? öper misin yaralarımdan? bu sefer sadece vücudumdakileri... ama seni uyarıyorum, vücudum buz gibi olacak. ruhumu bulamayacaksın.

meraklanma, sana nerede olacağımı söyleyeyim. arafta olacağım ben. hep olduğum yerde olacağım. ait olmadığım ama beni hiç kendinden ayırmayan o yerde kalacağım yine. sonra sen geleceksin. kalamazsın orada, hemen gitmen için ben elimden ne geliyorsa yapacağım bu sefer.

sen yine gideceksin.

ben gözlerimi açıp bakacağım sana iyice, sen giderken. aklımda tek bir soru olacak.

ben yine ölmeyi nasıl başardım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder