28 Aralık 2011 Çarşamba

kitap yazmak çok zor iş. aslında yazmak başlı başına zor. kısacık bir hikaye bile olsa zor. tamamen hayal gücüyle alakalı. biraz da his ve kendini ifade edebilme yeteneği işin içine girdiğinde durum içinden çıkılmaz bir hal alıyor. bunlara en güzel örnek kitaplar değil, çok daha günlük bir şey.

yalanlar!

hangimiz kendimizi çok iyi yalancı olarak nitelendirebiliriz ki? bizim yalan söylediğimizi anlayacak birileri mutlaka vardır etrafımızda. oysa yalanlar bizim hayal gücümüzün sınırlarını zorlamamıza sebep olur. "off ne desem de anlamasa lan acaba yalan söylediğimi" diye düşünürken aslında beynimiz çok hızlı çalışmak zorunda kalır. "ee onu dersem olur da ya x kişi benim orda olmadığımı gördüyse?" ve bu sorun için de bir çözüm üretiriz. kim ne derse desin yalan söylemek aslında en iyi beyin jimnastiklerinden biridir. özellikle de ebeveynlere ya da sevgiliye-en yakın arkadaşa söyleniyorsa.

burda yalanı özendirdiğim yok, yanlış anlaşılmasın. işte yazmanın zorluklarından biri daha. kendini doğru ifade ettiğini düşünsen bile, kurduğun cümlelerin tam aklından geçenleri yansıttığından emin olsan bile, karşındaki insan. onun anladığı senin anlatmak istediğin şey olmayabiliyor, bu yüzden de insanlar yanlış anlaşılmaktan korkuyor zaten.

gereksiz işler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder