rahatlayın. tüm önyargılarınızdan arının ilk önce. ormanda olduğunuzu düşünün. çocukluğunuza iniyoruz!
doğdunuz, biraz hareketlenmeye başladığınızda hayatınıza ilk önce korku girdi. "cısss!, elleme evladım yanarsın!" sobayı ellemekten vazgeçtiniz ve yanmadınız. "cısss! bi yerin kesilir bırak onu elinden hemen bakiyim!" jilete dokunmadınız, bıçaklardan ve mutfaktan uzak durdunuz. aranızda benim gibi psikopatlar varsa jileti avcuna alıp avcunda sıkmış olabilir fakat geneliniz dokunmadı kabul edin. fare kapanı gördünüz hemen bir korku unsuru daha geldi "elin kapana kısılır kırılır parmakların!" korktunuz parmaklarınızın kırılmasından, yanına bile yanaşmadınız bir daha. sonra büyüdünüz, sokağa çıkmaya başladınız. evcilik oynadınız ya da futbol. cinsiyetiniz neyse artık. yaramazlık yaptınız ve yine bir korku unsuru daha girdi hayatınıza "polise veririm seni alır götürürler çabuk eve dedim!" ya da "bak başkasının annesi olurum!" ya da "bak babana söylerim ha, çabuk içeri!" beğenmediyseniz daha var "bak hasta olursan iğne yaptırırım şurubu rüyanda görürsün!". ya o çok sevdiğiniz bisikletiniz? "evladım bırak o bisikleti düşersen boynun kırılır ölürsün!", "hızlı gitme araba çarpar takla atarsın hastanelik olursun baban yakar o bisikleti!" ilkokul çağını böyle atlattınız.
ortaokul çağı? "bırak o bilgisayarı artık bak yoksa kırıcam!", "kalksana evladım başından bak baban gelip dövecek!", "gözün bozulacak yavrum kör olacaksın!" tabii ilkokuldan alışmış olduğunuz için bunlar size yalama olmuş anne serzenişleri gibi gelse de aslında hepsi birer korku unsuru barındıran ümitsizce korkutma çabalarıdır.
liseye geldiniz... "evladım okulda dikkat et bak sigara içme öldürür", "cafede kolanı falan kapalı iç çocuğum içine hap atarlar", "bak çevrene dikkat et fark etmezsin madde falan kullanan vardır aman ha ölürsün!" ve siz sevimli bir ergen olarak aileniz ne derse tersini yapmaya zaten and içmiştiniz. sigara içmeye başladınız, hem ortam olsun hem kendimi kanıtlayayım modunda. kafayı sıyırma noktasına geldiniz öss-ygs-lys ya da adı her neyse şu sınavlar yüzünden.
üniversiteye geldiniz. bursluysanız bursu kaybetme korkusuyla başbaşasınız, hayırlı olsun. yurtta kalıyorsanız geç kalma korkusu hayatınıza girdi. zaten vizeler finaller zorlayacağı için dersten kalma veya ortalama tutturamama korkusu da var. ee yeni şehir olunca "napcam burda tek başıma" korkusu da sarıyor. bir yandan yeni arkadaşlar edinme konusunda sıkıntı yaşar mıyım korkusu. ailenizden gelen uyuşturucu korkusu.
bitti, iş hayatına atıldınız. patron korkusu, maaşım bana yetecek mi korkusu. sözleşmem yenilenecek mi, atanabilecek miyim, sorumluluğumda bulunan işleri alnımın akıyla tamamlayabilecek miyim korkusu... eğer işyeri kendinize aitse acaba ben burayı idare edebilir miyim, batar mıyım korkusu.
evlilik korkusuna rağmen evlenmek. evimi geçindirebilecek miyim korkusu, bebek sahibi olduktan sonra ise acaba ona yeterince iyi bir ebeveyn olabilecek miyim korkusu. onun geleceğini rahatça hazırlayabilir miyim korkusu.
yaş ilerledikçe sizin için değerli olan şeyleri kaybetme korkusu. ailenizi, işinizi, paranızı, ama en önemlisi hayatınızı.
ama siz yine de korkmaktan korkmayın, her şey insanlar için.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder