yansımamı izliyordum. aynaya baktım son kez. aldığım haplardan gözbebeklerimin büyümesini, yavaşça terlememi seyrettim. yanımda şırınga duruyordu. etrafta boş alkol şişeleri... bomboş odamda bomboş bi hayatla başbaşaydım işte. bitiyordu. inthar etmiştim. öleceğim yer, hayatım gibi bomboş bi oda olmamalıydı. hayır ölmeyi burda beklemeyecektim. şırıngamı alıp dışarı çıktım.
gelmiştim. moda sahilindeydim işte. kayalıkların üstündeydim, oturuyordum. bomboştu. neden kimse yok? sevgililer nerede? her geldiğimde bana gül vermeye çalışan çingene kadın nerede? bir saniye, ben ne düşünüyordum? neden buradayım? odaklanamıyorum yine. taşlar var kucağımda. ne zaman topladım ki? her neyse. nasılsa düşünsem de bulamayacağım, en iyisi taş sektirmek. suyun üstünde ne kadar güzel şekiller oluyor. bunları ben mi yapıyorum? evet damarımı buldum. iyi ki şırıngamı almışım. öleceğim yer burası olmalı. elimdeki sodayı yarım bırakıp denize atıyorum. çünkü biterse bitmiş demektir. ama benim sodam bitmedi ki, yarım kaldı diye bir düşünce geçiyor aklımdan.
içim titriyor. üstümde neden hırkam yok? her yer neden bembeyaz olmuş? kar yağıyor. yine gece, yine karanlık. kar neden gece yağıyor? siyahı aydınlatacak gücü hiç yok ki. ayak sesleri duyuyorum. yanıma gelip oturuyor biri. yüzüne bakamıyorum. biliyorum gözleri neden diye soracak. acaba kim ki o? cevabını biliyorum sanki. gücümü toplamak istiyorum, gitmiş. sanırım ölmek üzereyim. hayatım da gözlerimin önünden film şeridi gibi geçmiyor. geçecek ne vardı ki zaten?
gözlerimi açıyorum. yine odamdayım. aynanın karşısında. üstümde siyah bi elbise var. her yer kapkaranlık. elimle yoklayarak ışığı bulmaya çalışırken biri beni tutuyor. gözlerimin içine bakıyor, sormuyor neden diye. etrafta boş alkol şişeleri... yanımda kalıyor. gitmemiş. cennet bu olmalı diyorum. aklımda bir soru işareti...
ben yine ölmeyi nasıl başardım?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder