22 Mart 2014 Cumartesi

üç yudum kahve

derimi kaldırdım. izden kurtulmam gerekiyor. omzumdaki izden nefret ediyorum. neşter! pamuk istemiyorum. pansuman istemiyorum. kan akıyor, kolum kıpkırmızı oldu. parmaklarımın ucundan yere damlayan kanları görüyorum. mutluluk verici. damlama sesi, huzur veriyor. üstüne alkol döküyorum. canımın acıması beni ağlatmıyor artık. bir kahkaha daha atıyorum. tıpkı neşterle omzumu kesmeye başlamadan önce attığım kahkaha gibi. aynı histerik düşünce, aynı tuhaf ses, aynı hissizlik, aynı hiçlik.

kendim değilim. kendimde değilim. sadece kahkaha sesi var kulaklarımda çınlayan. kendime bakıyorum dışarıdan. "eskiden" nasıl olduğumu düşünüyorum. eski ne demek ki? ben hep ben değil miyim? odaklanamıyorum. odaklandığım zaman karşımda iki adam oluyor hep. bir ben, iki onlar. ikiye karşı bir. bıçaklar. ben mor rengi çok severdim. bütün vücudum neden mosmor olmuş?

su çok soğuk. kıyafetlerim hep kan içinde. su üstümdeki kanı temizliyor. ellerimdekini temizlemeye yetecek mi? beni tamamen temizleyebilir mi? havalandırmanın sesi beynimde uğulduyor. ışığı yakmayı unutmuşum. kanı görmeme gerek yok, kokusu yeterince huzur verici.

neşterim parlıyor karanlıkta. boynuma götürüyorum. boynumu yalıyor sanki, o kadar huzur verici ki. kıyafetlerimi çıkarıyorum. artık kan kalmamıştır herhalde. ne tuhaf, birazdan bütün küvet kan dolu olacak. kim kalbini yerinden çıkartabilecek kadar cesur olabilir ki?

neşter boynumdan yavaşça aşağıya kayıyor. kalbimin üstünde artık. yine canım yanıyor. ensemde bi karıncalanma hissediyorum. elim gidiyor istemsiz. bir bıçağın sapı geliyor elime. nefesim kesilirken kollarında buluyorum kendimi. o, benim nefesimi kesiyor. sonra çığlık atıyor. banyoda benden başka hiç kimse yok. kan yok. kıyafetlerim yok. neşterim nerede? loş bi hiçliğin ortasındayım.

ben yine ölmeyi nasıl başardım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder